Kayakapı da unutulmaz bir tatil

Kız arkadaşımla hayatın anlamsızlığı, motonluk, tek düze bir yaşamın sıkıntılarından bahsederken, şehir hayatının bizi ne kadar bunalttığı sonucuna vardık. Bir sene önce Antalya da dört yıldızlı bir otelde tatil yapma gafletinde bulunmuş bir çift olarak; aradığımız şeyin otel de güneşlenmek ve bir animatör tarafından zorla eğlendirilmeye çalışmak olmadığını anladık.
Araştırmalarım sonucu www.kayakapi.com adında bir sitede buldum kendimi. Site üzerinden Kayakapı Premium Cave oteline online rezervasyon yaptırdım ve Kapadokya’da unutulmaz bir tatil için cuma günü öğleden sonra yola çıktık, iki saate Nevşehir’e vardık. Havalimanına indiğimizde, güler yüzlü servisçi abiler, bizi kapıda karşıladı. Arabadan indiğimiz anda, yoğun bir pişmanlık duygusu baş gösterdi. Neden daha önce gelmedim? Neden? Burası, sanki Leyla ile Mecnun’un, Truvalı Helen ile Paris’in, kuzey ile güney kutupların birleştiği ütopik bir yerdi. İlk adımda bir zaman makinesine girmiş gibiydik. İlk önce 1800’lü yıllara gittik. İnsanların kayalardan harikalar yarattığı zamanlara. Daha sonra modern dünyaya geri döndük.
Odamıza çıktık. Görevli bavulları yere bıraktı ve kapıyı bizim için açtı. Emin olun o kapı sadece bir otel odasına açılmadı. O kapı, bir cennet bahçesine açıldı. İşte o anda anladım ki; burası tam istediğimiz yer! Oda harikaydı. Yatağın etrafı kaya bloklarla çevrili modern bir mağara gibiydi. Yatağın hemen önünde 82 ekran bir lcd tv vardı. Yanında bir ayna etrafı ahşapla çerçevelenmiş. Odada ki tüm mobilyalar, televizyon hariç ahşapla giydirilmişti. Gardırop, komidin, makyaj masası ve sandalyesi hatta duvar ışıklarını bile… Manzara gerçekten harikaydı. Pencereden baktığımızda muhteşem bir Kapadokya manzarası bizi selamlıyordu Yol yorgunuyduk ve resterona test etmek için bundan iyi bir neden bulamazdık. Restorana indik. Yine her yerde aynı müthiş manzara! Duvarlar kayadan, yalın ve sade, üzerine ışıklar takılmış. Bana kız arkadaşımın baharda giydiği bir elbiseyi anımsattı. İçki barı dahil geri kalan her şey ahşaptan. Masaya oturup alabalık ve mevsim salata söyledik. Ve tabi ki olmazsa olmaz bir kırmızı şarap. Pamuk helva yumuşaklığındaki alabılığımızı, güzel ve yoğun şarabımızla bitirip sarayımıza geri döndük. Oda servisine bir kırmızı şarap daha söyledik. Ve o gece manzaranın tadını çıkardık. Sabah olduğunda yeniden restorana indik. Hava soğuktu. Bu yüzden kahvaltıyı iç bölümde yaptık. Yine her şey kusursuzdu. Emin olun civarda besili kuşlar olsaydı. Onları sağıp, sütlerini önümüze koyarlardı. Bütün bir günü Otelin spa ve hamamında geçirdik. Akşam olduğunda pelte gibiydik. Tekrardan restorana inip bir ziyafet daha patlattık. Kendimi baya kral gibi hissettim resmen. Ancak tüm bu iki günün en kötü yanı bitecek olması oldu. Son sabah yataktan kalktığımda İstanbul’a dönecek olmanın hüznü hiçbir kelime ile anlatılamaz. Size cennetin adresini veriyorum. Lütfen not edin ! Kayakapı Premium Caves Otel .

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)